sanat anlatıcısı

BİLGİNİN NELİĞİ ÜZERİNE BİR “YORUMSAMA” ELEŞTİRİSİ

B
Olumsuz yorumlar yapılan söz konusu açıklama
Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır’ın araştırması

GİRİŞ

Bir söyleşi esnasında gece gündüz kavramları açıklaması üzerine yapılan yorumları okudukça üzülüyorum. O nedenle bu üzüntünün ne olduğuna açıklama getirmek lazım. İster ilk okul çocuğu olsun isterse akademisyen,  gündüzü çok iyi açılayacak, zeki cümleler kuracak, daha iyi görünümlü birileri muhakkak  vardır.  Ayrıca videoda konuşan kişi de bir akademisyendir. İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi  Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır, Kuzey Kutup Dairesi içindeki Norveç’in Tromso şehrine giderek bilim heyeti eşliğinde araştırmalarda bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Ökten’nin bilimsel danışmanlık yaptığı araştırmada İki gün kuzey kutup bölgesinde kalan heyet, bilimsel veriler ışığında namaz vakti hesaplamalarını kayda almıştır.

BİLGİNİN NELİĞİ ÜZERİNE BİR “YORUMSAMA” ELEŞTİRİSİ

Bilgi davranışa dönüşen şeydir sözü üzerinden yola çıkılırsa eylem olmadan bilimden de söz edilemez. Bu açıklamara gelen her eleştiri belki yerindeymiş gibi görünse de daha derin düşünülürse ilginç saptamalar yapılabilir. Kimsenin okumadığı onca makale yazarak bilimin gelişmesi elbette beklenemez. Gece gündüzü doğru biçimde anlatabilecek o kişiler eminim kutuplara gidip ölçümler alma zahmetine girişmemişlerdir.

Öyleyse bu yazının problematiği nedir? Eleştirilen bu akademisyenin hatası bilimsel bir durumu kendi alanının referanslarıyla ya da kavramlarıyla açıklamaya çalışmasıdır. Örneğin doğu geleneği mitlerinden leyla ile mecnun öyküsünündeki gece gündüz analojileri gibi. Doğrusu felsefe bilim din çatışmalarına girmeden üç alanda ortak düşünceler üretmek çağımızda gayet mümkün görünmektedir. Fakat ortada bir yanılsama olduğunu belirtmekte fayda görüyorum. Masa başından ya da ekran arkasından konuşmaktan çok eyleme geçip tespitler yazan bireyler ülkenin geleceğine katkı sunabilir. Nitekim Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır bu katkıların bazılarına kaynak gösterilebilecek saygın bir akademisyendir.

SONUÇ

bir toplum, bilginin önünü arkasını, öncesini sonrasını bilmeden belleksizleştiğinde ne yazık ki toplumsal bozulmalardan kurtulamaz. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı ifşa, teşir, linç gibi kronikleşen durumların yaygınlaştığı ve normalleştiği şu süreç bir an önce son bulmalıdır.  Unutulmamalı ki, bir toplum, kültürüne geçmişine bağını koparmadan yani belleksizleşmeden sanata, bilime ve sanata dönük araştırmaları yapıp teoriler üreten genç nesillere ihtiyaç duyar. Son olarak belirtmek isterim ki, bu nesil günümüzde yeşermeye başlatacak, her şeyin çok güzel olmasına katkıda bulunacaktır. Umutlu günler. (theartteller) #herşeygüzelolacak

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın

sanat anlatıcısı

GÜNCEL ANLATILAR

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 100 aboneye katılın

YILLIK

ANLATI TÜRLERİ

Etiketler