sanat anlatıcısı

Yabancının Ölümü

Y

Albert Camus’nun 1942 yılında yazdığı, Fransızca orijinali L’Étranger olan Yabancı kitabı Meursault’un insanlık değerlerinin dışında değerlendirildiği bir süreci işler. Dolayısıyla toplum eliyle hüküm verilerek idama mahkûm olur.

TOPLUM ELİYLE GASP EDİLEN İKİ YAŞAM

Cinayet anındaki çevresel koşullar annesinin öldüğü güne benzediği içindir belki, kararsız bir şekilde bir el ateş eder, ardından dört el daha: “Tetik oynadı, avucum kabzanın cilalı karnına dokundu. İşte, her şey o kuru, o sağır edici ses içinde başladı. Üzerimden ter ve güneşi silkip attım. Günün dengesini, üzerinde mutlu olduğum kumsalın o olağanüstü sessizliğini altüst ettiğimi anladım. O zaman yerde cansız yatan cesede dört el daha ateş ettim. Kurşunlar, görülmeden saplanıyordu. Yıkımın kapısını kesik kesik dört kez çalmıştım sanki”[1]. Meursault olay anını kitapta böyle anlatmıştı. Geriye altıpatlar silahta tek bir kurşun kalmıştı.

Her ne kadar Meursault kurgulanmış bir roman karakteri olsa dahi sembolik olarak onun ölümüyle Van Gogh’un intiharı arasında ironik bir ilişki olduğunu düşünüyor, geriye kalan o tek kurşunun yarım asır önce Van Gogh’un kalbine saplandığına inanıyorum. Mesuliyet ne hikmetse yarım asır sonra anlatılacak romandaki gibi yine aynı linç kültürüne dayanmakta.

Camus’dan beş yıl sonra, 1947’de Antonin Artaud “Toplumun İntihar Ettirdiği: Van Gogh” kitabını kaleme almış. Şöyle satırlar aralarına baktığımda: “Dahası, yalnız başına intihar edilmez. Kimse yalnız olmamıştır doğmak için. Kimse de yalnız değildir ölmek için. Ama, intihar durumunda, doğaya karşı kendi hayatından kendini yoksun etme eylemine vücudu karar verdirmek için bir kötü varlıklar ordusu gereklidir. Ve inanıyorum ki son ölüm dakikasında, hep başka biri vardır, bizi kendi hayatımızdan yoksun bırakmak için”[2] yorumlarıyla karşılaşıyorum.

Ne kadar çok şey söylemek, çok şey haykırmak istesem de son olarak diyecek bir söz kalmadığını düşünüyorum şimdi. Olan biten onca şeye baktığımda, belleğimi şöyle bir yokladığımda yine zihnimde aynı saplantılar beliriyor. Yorumunu dahi yapasım gelmiyor hatta.

Kucak dolusu sevgiler Vincent.


[1] Albert Camus, Yabancı, çev. Vedat Günyol (İstanbul: Can Yayınları, 2003), 62.
[2] Antonin Artaud, Van Gogh: toplumun intihar ettirdiği, çev. Ahmet Deniz Soysal (İstanbul: Nisan Yayınları, 1991), 55.

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

sanat anlatıcısı

ANLATI TÜRÜ

YILLIK

İbrahim Yıldız

Avatar

1984 yılında Gaziantep’te doğdu. 2002’de ilköğretim ve orta öğretimi bu ilde tamamladı. 2008 yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim Öğretmenliği Resim Ana Sanat Programında, lisans öğrenimini, 2013 yılında ise aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim-İş Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans öğrenimini tamamladı. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Ana Sanat Dalı Sanatta Yeterlik Programında öğrenimine devam etmektedir.

Tag Cloud

iletişim

Bakış ve anlam ancak dil ile seslendirilir, alfabeyle süslenir. Böylece sanat metafora, şiire, edebiyata dönüşür. Her gün yeni şeyler söyler bizlere.