sanat anlatıcısı

IRMAK KIYISI GÜNCESİ

I

Hallelujah Doğa. Merhaba tüm haşmetli seslerine diye düşündüm içimden, kulaklarımda Jeff Buckley, önümde ise şırıl şırıl bir ırmak. Su, kaya ve yeşilden oluşan bir geçide bakıyorum. Kayaların üzerindeki ışık ve gölgeler bana mağara resimlerini hatırlatıyor, geçmişi düşünüyorum derin derin. Boğalar, atlar, ceylanlar ve insanlar. Her bakışda yeniden dile gelecek o boyamalar. Baktıkça aklım inanç tarihimizle gerçek tarihi çatıştırıyor, bir tür reddediş fikri zihnimi kurcalıyor, düşünüyorum…

Yaşadıklarım ve olan biten şeylerin yarattığı keder hep yaralamıştır beni ta ki şu ana kadar. Şimdi duygularını kaybeden uyuşuk bir adama dönüştüm gibi geliyor. Dipsiz kuyuya düşer gibi süresiz dalıyorum kendime, evren gibi sonsuz bir benliğe. Geçmiş geçmiştir artık elbette. Kör bir hayvan için neyse körlük öncesi, bizim geçmişimiz de kendi gözümüzden bir o kadar ucuz görünüyor. Fakat bir o kadar da obsesif bir biçimde onu arzuluyor, yeniden yaşıyoruz zihnimizde. Tekrar tekrar üzülüyor ya da özlüyoruz, seziyorum.

Varoluş üzerine düşünmeyi yavaş yavaş bırakıyor, akmak istiyorum şu ırmak gibi doğaya. Ya da hayvani bir güdüyle yaşamak bir on yılımı; kendimi bulmak istiyorum, sorguluyorum. Neden hayatta kalmasın ki insan doğada yalnız başına. Hele de toplum içinde tek başına iken, değersizken. Birey olma yolunda yorgun hissediyorken hem de. Neden kolayına kaçmıyoruz diyorum. Ne hikmetse her şey burada bedava. Neden firar etmiyoruz bu toplumdan evrenselleşmiyoruz, istiyorum. Hallelujah…

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın

sanat anlatıcısı

ÖNE ÇIKAN ANLATILAR

YILLIK

ANLATI TÜRLERİ

Etiketler

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.

Diğer 100 aboneye katılın