sanat anlatıcısı

Fotoğrafın Kısa Tarihi Üzerine

F
Giriş Yerine

John Berger, babasının tabutu karşısında cansız bedenin portrelerini çizdiğinde “Ancak gerçek bir ölünün resmini yapmak daha da büyük bir aciliyet duygusu içerir.” der. Çünkü cansız bir bedeni resmetmek içerikle bütünleşik biçimi yakalamak haricinde tüm zamanların biricik bir ânını yakalamanın derdine düşmektir. Kuşkusuz resim yapmak bir süreçtir ve yapılan resim bir yerde o sürecin resmidir. Ancak söz konusu “fotoğraf” olduğunda resim yapma eyleminde olduğunun aksine sürecin daha da derinlerine inmek ve hatta en küçük birimine yani “o ana” inmek gerekmektedir. Bir şeyin biricik olması onun değerini de sanat eserlerinin değerli olma sebebi gibi biricik kılmaktadır. Örneğin dünyada eşi benzeri olmayan el yapımı bir cep saati ya da tarihteki önemli şahısların kendi ellerinden çıkma mektuplar yahut iyi bilinen bir ressamın eserlerinden her biri biricik ve kıymetlidir. Şüphesiz fotoğrafın değeri de bir şekilde zamandan koparılmış biricik bir “ânın” kaydı olmasından gelmektedir.

FOTOĞRAFIN KISA TARİHİ

Yunanca ışık anlamına gelen “photos” ve yazı anlamına gelen “graphes” kelimelerinin birleşiminden oluşan yani “ışıkla yazmak” anlamına gelen fotoğraf, ışığa duyarlı kimyasalların verdiği tepki sonucu iki boyutlu bir yüzeyde oluşan bir tür resimdir aslında. Pablo Picasso’nun 1949 yılında düşük enstantane ile çekilmiş fotoğraflardaki ışıkla çizimleri bu tanımın belki de tam karşılığıdır. Ancak resim ile fotoğrafın aynı şey olmadığını söylemek gerekmektedir. Resim yapmak bilinçli bir yapma-etme eylemi iken fotoğraf, bilinçli bir seçme eylemidir.

Fotoğraf 1: Pablo Picasso’nun boşlukta ışıkla çizdiği desenler,1949
Fotoğraf 1: Pablo Picasso’nun boşlukta ışıkla çizdiği desenler,1949

Fotoğrafın keşfi ile birlikte bu üretim biçiminin “belgeleme aygıtı” olarak kullanılması kaçınılmaz olmuştur. Aynı zamanda bu keşif zamanı, yani ânı durdurmayı başarmış ilk ve son keşiftir. John Berger, “an” kavramı için, geçmiş, gelecek bütün zamanlar içinde biricik bir an olduğunu söyler. Fotoğraf ise bu ânı kaçınılmaz bir sonsuzluğa doğru uğurlamaktadır. Camera Obscura (karanlık kutu) ile ilk denemeleri Thomas Wedgwood yapmış olsa da 1826’da Fransız Joseph Nicephore Niepce sekiz saat pozlama süresi olan ilk fotoğrafı kaydetmeyi başaran ilk kişidir. Louis Jacques Mande Daguerre, Hippolyte Bayard ve William Henry Fox Talbot gibi bilim insanları fotoğraf üzerinde çalışmış ve kayda değer sonuçlara ulaşmışlardır. 1878 yılına kadar fotoğraf üzerine üst üste gelişmeler olmuş, çeşitli yöntemlerle çeşitli makineler üretilmiştir. 1847’de sadece Paris’te iki bin kamera ve yarım milyondan daha fazla fotoğraf filminin ilk hali olan gümüş levhalar satılmıştır. Hatta Londra Üniversitesi 1856’da fotoğrafçılık bölümünü kurmuş ve böylelikle “fotoğrafçılık” meşrutiyetini kazanmıştır.

Ancak Edward James Muggeridge’in ilginç deneyine kadar görüntünün hareketli olabileceği belki de hiç düşünülmemiştir. Muybridge, en çok merak edilen bir sorunun (Bir at dörtnala koşarken dört ayağı birden aynı anda yerden kesilir mi?) cevabını bir deneyle bulmuştur. Bunun üzerine atın hareket halindeki görüntüsünü yakalamaya çalışan Muybridge, 1878’de fotoğraf makinelerinden meydana getirilmiş bir düzenek kurarak, 1/1000 enstantane hızıyla bir dizi fotoğraf çekmeyi denemiş ve bunun sonucu olarak dünyanın ilk hareketli görüntüsünü elde etmeyi başarmıştır.

Fotoğraf 2: Eadweard Muybridge, (1878). "The Horse in Motion"
Fotoğraf 2: Eadweard Muybridge, (1878). “The Horse in Motion”
Sonuç Yerine

Sonuç olarak, bu ilerlemeler aracılığı ile sinemanın da temelleri atılmış, günümüze kadar ilerleyen çok gelişmiş bir sektöründe öncülüğünü yapmıştır. “Fotoğraf sadece kayıt altına alınmış durağan bir görüntüden ibaret değildir. Başlı başına akan zamanın içerisinden koparılmış anlar olmakla birlikte toplumun da sürekli başvuracağı bir “bellek” biçimidir.” Yani zamanın tek düze ve yok edilemeyecek bir kavram olduğunu düşünüldüğünde fotoğraf toplamak Susan Sontag’ın da dediği üzere dünyayı biriktirmektir.

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

sanat anlatıcısı

ANLATI TÜRÜ

YILLIK

İbrahim Yıldız

Avatar

1984 yılında Gaziantep’te doğdu. 2002’de ilköğretim ve orta öğretimi bu ilde tamamladı. 2008 yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim Öğretmenliği Resim Ana Sanat Programında, lisans öğrenimini, 2013 yılında ise aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim-İş Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans öğrenimini tamamladı. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Ana Sanat Dalı Sanatta Yeterlik Programında öğrenimine devam etmektedir.

Tag Cloud

iletişim

Bakış ve anlam ancak dil ile seslendirilir, alfabeyle süslenir. Böylece sanat metafora, şiire, edebiyata dönüşür. Her gün yeni şeyler söyler bizlere.